“Sinir hastalığı” Türkçede iki tamamen farklı şeyi anlatabilen bir ifadedir ve bu karışıklık, doğru bilgiye ulaşmayı zorlaştırır.
Birincisi, halk arasındaki kullanımıdır: sürekli gergin olmak, çabuk sinirlenmek, en küçük olayda patlamak. Bu, sinir sisteminin fiziksel bir hastalığı değil, çoğunlukla ruhsal kaynaklı bir tablodur.
İkincisi, tıbbi kullanımıdır: sinir sistemini etkileyen nörolojik hastalıklar. Multipl skleroz, Parkinson, epilepsi, nöropati ve yüz felci bu gruba girer.
Bu yazıda önce ruhsal kaynaklı sinirlilik halini, ardından nörolojik sinir hastalıklarını ele alıyor; ikisini nasıl ayırt edeceğinizi ve hangi durumda hangi hekime başvurmanız gerektiğini anlatıyoruz.
Aynı ifade iki farklı tabloyu anlatır. Aşağıdaki iki blok, hangisinin sizi tarif ettiğini ayırt etmenizi kolaylaştırır.
Kısaca: Şikâyetiniz yalnızca duygusal ve gerginlikle ilgiliyse birinci tablo, bedeninizde uyuşma veya güç kaybı gibi belirtiler varsa ikinci tablo söz konusudur.
BÖLÜM 1 — Ruhsal Kaynaklı Sinir Hastalığı
Halk arasında “sinir hastalığı” denildiğinde en sık kastedilen tablo budur. Tıpta tek bir hastalık adı yoktur; farklı ruhsal durumların ortak görünümüdür.
Ruhsal kaynaklı sinirlilik bedende de karşılık bulur ve bu belirtiler çoğu zaman kişiyi nörolojiye ya da dahiliyeye götürür:
İlgili içerikler: psikolojik mide bulantısı · stres ve sol kol ağrısı ilişkisi · mental yorgunluk nedir
Sürekli sinirli olmak tek başına bir tanı değildir. Altında yatan tabloyu belirlemek, tedavinin yönünü tayin eder.
Ruhsal görünen sinirliliğin arkasında bazen tamamen fiziksel bir sebep vardır. Bu nedenle ilk adım kan tetkikidir:
Pratik öneri: Sinirliliğiniz son aylarda başladıysa ve öncesinde böyle bir sorununuz yoktuysa, terapiden önce basit bir kan tetkiki yaptırın. Tiroit fonksiyonları, hemogram, B12 ve D vitamini düzeyleri tabloyu tamamen değiştirebilir.
Yanıt, altta yatan nedene göre değişir. Ancak sıralama hemen her vakada aynıdır.
Yukarıdaki tetkikler yapılmadan yürütülen hiçbir süreç tam olmaz. Tiroit kaynaklı bir sinirlilik terapiyle geçmez.
Uyku, öğün düzeni ve düzenli hareket, sinirlilik eşiğini doğrudan yükseltir. Bu üçü bozukken hiçbir teknik yeterince işe yaramaz. Uyku sorunları için uyku bozuklukları ve baş etme yöntemleri yazımıza bakabilirsiniz.
Sinirin yükseldiği anda uygulanabilecek yöntemler krizi geçirir ama tabloyu değiştirmez. Yine de günlük yaşamı belirgin biçimde kolaylaştırır. Konu ile ilgili ‘Anlık sinir ve anlık öfke nasıl geçer? Uygulanabilir teknikler’ yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kalıcı çözüm burada. Terapide amaç sinirliliği bastırmak değil, onu üreten düşünce kalıplarını ve çözülmemiş meseleleri ele almaktır. En sık kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir.
Ne kadar sürer? Fizyolojik bir neden varsa, o neden tedavi edildikçe belirtiler haftalar içinde geriler. Terapi sürecinde ilk değişimler genellikle 4–6 seans içinde fark edilir.
Sinirlilik ve gerginlik konusunda destek alın
HiDoctor’da bu alanda çalışan psikologlarla online görüşebilirsiniz.
Sinirliliğin ruhsal mı yoksa nörolojik mi olduğunu ayırt etmek için en pratik yol, eşlik eden belirtilere bakmaktır.
Aşağıdakilerden herhangi biri varsa, ruh sağlığı desteğinden önce nöroloji değerlendirmesi gereklidir:
Titreme şikâyetiniz varsa titreme hastalığı (tremor) nedir, unutkanlık varsa unutkanlık ve demans yazılarımıza bakabilirsiniz.
BÖLÜM 2 — Nörolojik Sinir Hastalıkları
Sinirler, beyinden vücudun diğer bölgelerine uzanan lif demetleridir. Nöronlar, bu lifler aracılığıyla birbirine sinyal gönderir ve bu iletim sırasında nörotransmitter adı verilen kimyasallar salınır. Bu iletim zincirinde meydana gelen bozulmalar nörolojik sinir hastalığı olarak adlandırılır.
Yaygın bir yanlış bilgi, sinir hastalıklarının yalnızca beyinde görüldüğüdür. Oysa sinir hastalıkları hem merkezi hem de periferik sinir sistemini etkileyebilir.
Nörolojik hastalıklar, etkilenen sinir sistemi bölümüne göre iki ana grupta toplanır. Geniş çerçeveden bakıldığında beş yüzden fazla hastalık bu kategoride değerlendirilir; aşağıda en sık görülenler yer alıyor.
Merkezi sinir sistemi beyin, beyincik, beyin sapı ve omuriliği kapsar. Konuşma, yürüme ve hafıza gibi işlevleri yönetir.
Periferik sinir sistemi, kranial sinirleri, omurilik sinirlerini ve sinir köklerini içerir. İstemli hareketleri yöneten somatik ve istemsiz işlevleri yöneten otonom sinir sistemi bu grupta yer alır.
Belirtiler etkilenen bölgeye, hastalığın türüne ve kişinin genel durumuna göre değişir. Ortak belirti başlıkları şunlardır:
Yüz çevresi: Göz, dudak ve dil hareketlerinde değişim; çiğneme, yutma ve konuşma güçlüğü; göz kapağı düşüklüğü.
Omurga: Kollarda ve bacaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma; kavrama gücünde azalma; elde tutulan nesneyi ani bırakma.
Yaygın tutulum: Uyku bozukluğu, kan basıncı değişimleri, okuma-yazma güçlüğü, baş dönmesi, konsantrasyon kaybı, davranış değişiklikleri.
Nedenler hastalığa göre değişir. Menenjit çoğunlukla enfeksiyona bağlı gelişirken, Bell felci soğuğa maruziyet sonrası ortaya çıkabilir. Ortak sayılabilecek nedenler şunlardır:
Tanı süreci ayrıntılı anamnez ve klinik muayeneyle başlar. Hekim şikâyetleri, tıbbi geçmişi ve olası risk faktörlerini değerlendirir; ardından fizik ve nörolojik muayene yapar.
Klinik muayene tek başına yeterli değildir. Gerektiğinde şu tetkikler istenir:
Tedavi, hastalığın türüne ve nedenine göre belirlenir.
İlaç tedavisi. İki amaçla kullanılır: kronik hastalıkların belirtilerini azaltmak ve mümkün olduğunda hastalık sürecini durdurmak.
Cerrahi müdahale. Beyin kanaması, tümör ve bazı bası durumlarında ilk seçenektir.
Kemoterapi veya radyoterapi. Tümöre bağlı gelişen tablolarda tercih edilir.
Derin beyin stimülasyonu. Halk arasında “beyin pili” olarak bilinir; Parkinson, distoni ve esansiyel tremorda kullanılır.
Fizyoterapi ve ergoterapi. İşlev kaybını yavaşlatmak ve günlük yaşamı kolaylaştırmak amacıyla uygulanır. Ergoterapi ile ilgili daha fazla bilgi için ‘Ergoterapi nedir?’ yazımızı inceleyebilirsiniz.
Psikoterapi. Nörolojik bir hastalıkla yaşamak, kişinin ve yakınlarının ruh sağlığını doğrudan etkiler. İşlev kaybı, bağımlılık hissi ve belirsizlik; anksiyete ve depresyona zemin hazırlar. Psikoterapi bu süreçte hem hasta hem yakını için destekleyicidir ve tedavi uyumunu artırır.
Kronik hastalıkla yaşamak zorlayıcıdır
Siz ya da yakınınız nörolojik bir hastalık sürecindeyseniz, psikolojik destek almak tedavinin bir parçasıdır.
İki farklı tabloya işaret edebilir. Ruhsal kaynaklıysa sürekli gerginlik, çabuk sinirlenme, uyku bozukluğu ve çarpıntı öne çıkar. Nörolojikse uyuşma, güçsüzlük, koordinasyon kaybı ve titreme gibi belirtiler görülür.
En pratik ayrım eşlik eden belirtilerdir. Uyuşma, güç kaybı, konuşma bozukluğu veya denge sorunu varsa nöroloji değerlendirmesi gerekir. Belirtiler yalnızca duygusal ve gerginlikle ilgiliyse ruh sağlığı desteği önceliklidir.
Ruhsal kaynaklıysa fiziksel nedenin dışlanması, uyku ve yaşam düzeninin toparlanması ve terapiyle belirgin biçimde düzelir. Nörolojik hastalıklarda seyir tanıya göre değişir; bir kısmı tamamen iyileşir, bir kısmı ilaçla kontrol altında tutulur.
Anksiyete, depresyon, öfke kontrol bozukluğu ve bipolar bozukluk başta gelir. Fiziksel tarafta ise tiroit hastalıkları, B12 ve D vitamini eksikliği, anemi ve kan şekeri dalgalanmaları sık görülen nedenlerdir.
Bazı nörolojik hastalıklar kalıtsaldır, bazılarında genetik aktarım söz konusu değildir. Ruhsal kaynaklı sinirlilikte ise genetik yatkınlık kadar öğrenilmiş aile kalıpları da rol oynar.
Belirlenmiş bir yaş aralığı yoktur. Multipl skleroz ve myastenia gravis genellikle genç erişkinlikte, Parkinson ve Alzheimer ileri yaşlarda görülür.
Bell felci gibi bazı tablolar tamamen düzelir. Bazı nörolojik hastalıklarda ise kesin tedavi yerine belirti kontrolü hedeflenir, çünkü sinir dokusunun yenilenmesi sınırlıdır. Ruhsal kaynaklı sinirlilik tedaviye iyi yanıt verir.
Türüne ve seyrine göre değişir. Yukarıdaki kırmızı bayrak belirtilerinden herhangi biri varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.
“Sinir hastalığı” ifadesi iki farklı tabloyu birden anlatabildiği için doğru adrese ulaşmak zorlaşır. Belirtileriniz uyuşma, güç kaybı veya denge sorunu içeriyorsa öncelikle nörolojiye başvurun. Şikâyetiniz sürekli gerginlik, çabuk sinirlenme ve tahammülsüzlükse bu tablo tedavi edilebilir bir tablodur ve ruh sağlığı desteğiyle belirgin biçimde düzelir. Sinirlilik ve öfke konusunda çalışan psikologlarımızla online görüşün