'Daha İyi Sen' için İlk Seansının %25‘i Bizden!
0 850 700 03 03
İyi Hisset

İlişkide İletişim: Sorunların Nedenleri, Etkin Dinleme ve Tartışma Anında Söylenebilecek Cümleler

HiDoctor tarafından onaylandı
12 DK
09 Ekim 2026 tarihinde yayınlandı
Yazı Boyutu:
a
a
12 dakikalık okuma
Yazı Boyutu:
a
a

Aynı konu yüzünden bu ay kaçıncı kez tartıştığınızı hatırlıyor musunuz? Çoğu çift için sorun, konunun kendisi değil, o konunun nasıl konuşulduğudur. Bulaşıklar, aile ziyaretleri ya da telefonda geçirilen süre çoğu zaman yüzeydeki başlıklardır. Asıl mesele, “Beni duyuyor musun, benim için burada mısın?” sorusunun cevapsız kalmasıdır.

İlişkide iletişim, iki kişinin yalnızca bilgi alışverişi yapması değil, birbirinin iç dünyasına güvenle ulaşabilmesidir. İyi haber şu ki iletişim doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilen bir beceridir. Bu rehberde ilişkide iletişim sorunlarının en yaygın nedenlerini, etkin dinleme ve duyguları doğrulama tekniklerini, tartışma anında gerçekten işe yarayan cümle örneklerini ve bu akşamdan itibaren uygulayabileceğiniz kısa egzersizleri bulacaksınız.

İlişkide İletişim Sorunlarının En Yaygın Nedenleri

İletişim kopukluğu genellikle tek bir büyük olaydan değil, küçük ve tekrarlayan alışkanlıklardan doğar. Aşağıdaki nedenlerden birkaçını kendi ilişkinizde tanıyorsanız yalnız değilsiniz.

Anlamak için değil, cevap vermek için dinlemek

Partneriniz konuşurken zihninizde karşı argümanı hazırlıyorsanız, aslında onu değil kendi savunmanızı dinliyorsunuz demektir. Karşı taraf bunu çoğu zaman sezer ve daha yüksek sesle, daha ısrarcı biçimde anlatmaya başlar. Böylece iki kişinin aynı anda konuştuğu ama kimsenin duyulmadığı bir döngü oluşur.

Eleştiri, küçümseme, savunma ve duvar örme

İlişki araştırmacısı John Gottman’ın on yıllara yayılan çalışmaları, çatışma anlarında dört davranışın ilişkiye özellikle zarar verdiğini gösteriyor. Bunlar davranış yerine kişiliği hedef alan eleştiri (“Sen zaten hep bencilsin”), alay ya da göz devirme gibi küçümseme, her sözü saldırı olarak algılayıp sürekli kendini savunma ve konuşmayı tamamen kesip içe kapanmadır. Gottman bu dört kalıbı ilişkinin geleceğine dair en güçlü işaretler arasında sayar. Küçümseme bunların en yıpratıcı olanıdır, çünkü karşıdakine “Ben senden üstünüm” mesajı verir.

Söylenmeyen beklentiler ve zihin okuma

“Beni gerçekten sevseydi ne istediğimi bilirdi” düşüncesi romantik görünse de iletişimi zorlaştırır. İhtiyacınızı açıkça söylemeden partnerinizin tahmin etmesini beklemek, onu kaçınılmaz olarak başarısızlığa hazırlar. Benzer şekilde onun davranışlarına kendi yorumunuzu yüklemek (“Geç yazdı, demek ki umursamıyor”) da tartışmaların sık rastlanan tetikleyicilerindendir. Bu tür otomatik yorumların zihnimizde nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız bilişsel çarpıtmalar ve düşünce hataları üzerine hazırladığımız rehber iyi bir başlangıç olabilir.

Stresin eve taşınması

İş yükü, maddi kaygılar, uykusuzluk ya da çocuk bakımı, sabrı ve empati kapasitesini daraltır. Yorgun bir zihin nötr bir cümleyi bile eleştiri olarak duyabilir. Birçok çift aslında birbirine değil, üzerindeki yüke kızar, ancak bunu fark etmediğinde ok doğrudan partnere yönelir.

Biriken kırgınlıklar ve dolaylı ifade

Konuşulmayan her kırgınlık bir sonraki tartışmaya eklenir. Bir süre sonra basit bir bulaşık tartışması, geçen yılki doğum günü ve unutulan bir sözle birlikte büyür. Doğrudan söylenmeyen öfke ise çoğu zaman iğneleyici şakalar, sessiz cezalar ya da “Yok bir şey” cevaplarıyla kendini gösterir. Bu kalıp size tanıdık geliyorsa pasif agresif davranışın ne olduğunu ve ilişkilere etkisini anlatan yazımıza da göz atabilirsiniz.

Farklı iletişim ve bağlanma stilleri

Bazı insanlar gerginlik anında hemen konuşup çözmek ister, bazıları ise önce yalnız kalıp sakinleşmeye ihtiyaç duyar. Bu fark yönetilmediğinde tanıdık bir döngü başlar: Biri ne kadar üstüne giderse diğeri o kadar geri çekilir, o geri çekildikçe diğeri daha çok ısrar eder. Bu “takip eden ve kaçan” döngüsünde iki taraf da aslında aynı şeyi ister, yani güvende hissetmeyi. Sadece oraya farklı yollardan ulaşmaya çalışırlar.

Birlikte ama ayrı geçen zaman

Aynı kanepede oturup ayrı ekranlara bakmak, fark edilmeden ilişkinin duygusal birikimini tüketir. Gottman’ın yeni evli çiftlerle yaptığı izlem çalışmasında, altı yıl sonra evliliğini sürdüren çiftlerin partnerlerinin küçük ilgi çağrılarına (“Şuna bak”, “Bugün ne oldu biliyor musun?”) yaklaşık yüzde 86 oranında karşılık verdiği, ayrılan çiftlerde ise bu oranın yüzde 33 civarında kaldığı bildirilmiştir. Yani ilişkiyi ayakta tutan şey büyük jestlerden çok gündelik küçük temaslardır.

Sana eşlik edecek uzmanlarımızla tanış:

İrem Nur Sabancı İrem Nur Sabancı
Tuğçe Er Tuğçe Er
Alper Köksal Alper Köksal

Etkin Dinleme Nedir ve İlişkide Nasıl Uygulanır?

Etkin dinleme, karşınızdakinin yalnızca sözlerini değil, o sözlerin altındaki duygu ve ihtiyacı da anlamaya odaklanan ve anladığınızı ona geri yansıttığınız bir dinleme biçimidir. Amaç haklı çıkmak ya da hemen çözüm üretmek değil, karşınızdakinin “anlaşıldım” hissini yaşamasıdır. İlginç biçimde insanlar anlaşıldıklarını hissettiklerinde çözüme de çok daha açık hale gelir.

Etkin dinlemeyi günlük konuşmalarınıza taşımak için şu beş adımı kullanabilirsiniz:

  1. Dikkatinizi tamamen verin. Telefonu ekranı aşağı bakacak şekilde bırakın, televizyonun sesini kısın ve göz teması kurun. Beden diliniz “Şu an senin için buradayım” demelidir.
  2. Sözünü kesmeyin. Araya girme isteği geldiğinde bir nefes alın. Konuşmanın bitmesini beklemek, söylenenin tamamını duymanızı sağlar.
  3. Duyduğunuzu yansıtın. Karşınızdakinin anlattığını kendi cümlelerinizle geri söyleyin: “Yani akşam yemeğini hazırlarken yalnız kaldığını ve bunun seni yorduğunu söylüyorsun, doğru mu anladım?”
  4. Duyguyu adlandırın. Sözlerin altındaki duyguyu tahmin edip nazikçe sorun: “Bu seni kırmış gibi görünüyor, öyle mi?” Yanlış tahmin etseniz bile partneriniz sizi düzeltir ve konuşma derinleşir.
  5. Açık uçlu sorular sorun. “Neden böyle yaptın?” gibi suçlayıcı soruların yerine “Bu durumda seni en çok ne zorladı?” ya da “Şu an neye ihtiyacın var?” gibi kapıyı aralayan soruları tercih edin.

Etkin dinlemede en sık yapılan hatalar ise hemen çözüm önermek, konuyu kendi deneyiminize çevirmek (“Bende de aynısı oldu…”) ve teselli ederken yaşananı küçültmektir (“Bunda bu kadar büyütecek bir şey yok”). Etkin dinleme, empatinin gündelik hayattaki en somut karşılığıdır. Empatinin nasıl kurulduğunu ve geliştirilebileceğini merak ediyorsanız bu konuyu ayrıca okumanızı öneririz.

Duyguları Doğrulamak: Katılmadan da Anlayabilirsiniz

Duygu doğrulama, partnerinizin hissettiği duygunun onun bakış açısından anlaşılır ve meşru olduğunu kabul etmektir. Burada kritik bir ayrım var: Doğrulamak, onaylamak ya da haklı olduğunu kabul etmek anlamına gelmez. Olaya tamamen farklı baktığınız halde “Bunu böyle hissetmen çok anlaşılır” diyebilirsiniz.

Doğrulamanın tersi olan duyguyu geçersiz kılmak ise çoğu zaman iyi niyetle yapılır. “Abartıyorsun”, “Bunda üzülecek ne var?” ya da “Takma kafana” gibi cümleler sakinleştirmek için söylenir ama karşı tarafa “Hissettiğin şey yanlış” mesajını verir. Sonuç genellikle daha fazla öfke ya da tamamen içe kapanmadır.

Duyguları doğrulamak için şu üç basamağı izleyebilirsiniz:

  1. Fark edin ve adlandırın. “Sesinden çok gergin olduğunu anlıyorum.”
  2. Duyguyu anlamlandırın. “Bütün hafta yoğun çalıştıktan sonra planın son dakika değişmesi elbette sinir bozucu.”
  3. Yanında olduğunuzu gösterin. “Seni anlıyorum. Bunu birlikte nasıl kolaylaştırabiliriz?”

Kendi davranışınız eleştirilirken doğrulama yapmak özellikle zordur. Böyle anlarda şu cümle köprü görevi görür: “Benim niyetim bu değildi ama senin böyle hissetmeni anlıyorum. Anlatmaya devam et.” Niyetinizi açıklamak için sıranız mutlaka gelecek. Önce karşınızdakinin duyulduğunu hissetmesi, sizin açıklamanızın da duyulmasının yolunu açar.

Çatışma Anında Kullanabileceğiniz Pratik Konuşma Örnekleri

Tartışma sırasında zihin “savaş ya da kaç” moduna geçtiğinde en iyi niyetli insan bile doğru kelimeleri bulmakta zorlanır. Bu yüzden birkaç cümleyi önceden bilmek büyük fark yaratır.

Suçlamak yerine ben dilini kullanın

“Sen” ile başlayan cümleler karşı tarafı savunmaya iter. “Ben” ile başlayan cümleler ise duygunuzu ve ihtiyacınızı görünür kılar. Aşağıdaki tabloda sık kullanılan kalıpların daha yapıcı karşılıklarını bulabilirsiniz.

Bunu söylemek yerine Şunu deneyin
“Sen hiç yardım etmiyorsun.” “Akşamları ev işleriyle yalnız kaldığımda çok yoruluyorum. Bulaşıkları sen üstlenebilir misin?”
“Telefonundan başını kaldırmıyorsun.” “Akşam yemeğinde telefonlar kenarda olunca kendimi sana daha yakın hissediyorum.”
“Yine geç kaldın, zaten hiç umursamıyorsun.” “Haber vermeden geç kaldığında merak ediyorum ve önemsenmediğimi hissediyorum. Gecikeceğin zaman yazabilir misin?”
“Abartıyorsun.” “Bunun seni ne kadar üzdüğünü tam anlamamış olabilirim, biraz daha anlatır mısın?”
“Her zaman böylesin!” “Bu hafta bu ikinci kez oldu ve beni gerçekten zorluyor. Konuşabilir miyiz?”
“Tamam, sen bilirsin.” (ardından sessizlik) “Şu an ne diyeceğimi bilmiyorum. Biraz düşünüp sana döneceğim.”
“Annen yine her şeye karışıyor.” “Annenin önerileri bazen bana baskı gibi geliyor. Buna birlikte nasıl bir sınır koyabiliriz?”

Konuya girerken şu basit formülü kullanabilirsiniz: “[Durum] olduğunda kendimi [duygu] hissediyorum. [İstek] olursa bana çok iyi gelir.” Gottman’ın araştırmaları, bir tartışmanın nasıl biteceğinin büyük ölçüde ilk birkaç dakikada nasıl başladığıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Sert bir girişle başlamak savunmayı, yumuşak bir girişle başlamak ise işbirliğini davet eder.

Ortam fazla ısındığında mola isteyin

Tartışma sırasında kalbiniz hızlanıyor, sesiniz yükseliyor ve söylediklerinizi kontrol edemediğinizi hissediyorsanız, artık sağlıklı düşünebileceğiniz noktayı geçmiş olabilirsiniz. Gottman bu duruma “duygusal taşma” adını verir ve bu anda konuşmaya devam etmenin genellikle işleri kötüleştirdiğini belirtir. Böyle anlarda şu cümleler işe yarar:

  • “Şu an çok gerildim ve seni gerçekten dinleyemiyorum. Yirmi dakika ara verip sonra devam edelim mi?”
  • “Bu konu benim için önemli, kaçmıyorum. Sadece sakinleşip daha iyi konuşmak istiyorum.”

Molanın işe yaraması için iki kural var. Birincisi, ne zaman geri döneceğinizi netleştirin; aksi halde mola kaçış gibi algılanır. İkincisi, bu sürede tartışmayı kafanızda yeniden oynatmak yerine yürüyüş, nefes egzersizi ya da müzik gibi gerçekten sakinleştiren bir şey yapın. Gottman bedenin fizyolojik olarak sakinleşmesi için en az yirmi dakika önerir. Öfkenin bedende nasıl yükseldiğini anlamak ve öfkenizi kontrol etmenin yollarını öğrenmek de bu süreçte işinizi kolaylaştırır.

Onarım cümleleriyle gerilimi düşürün

Onarım girişimleri, tartışma tırmanırken ortamı yumuşatan küçük hamlelerdir. Bir gülümseme, bir dokunuş ya da tek bir cümle bile yeterli olabilir:

  • “Haklısın, bunu daha nazik söyleyebilirdim.”
  • “Bir dakika, baştan alabilir miyiz?”
  • “Seninle kavga etmek istemiyorum, aynı taraftayız.”
  • “Söylediğinin şu kısmına kesinlikle katılıyorum.”

Mutlu çiftler de tartışır. Onları ayıran fark, onarım girişimlerinin karşı tarafça kabul edilmesidir. Partneriniz barış için elini uzattığında, içinizden hâlâ kızgın olsanız bile o eli tutmaya çalışın.

Aynı tartışma, iki farklı versiyon

Aşağıdaki örnekte konu aynı, yalnızca konuşma biçimi farklı.

Birinci versiyon:

  • Elif: “Yine bulaşıkları yığmışsın. Ben bu evin hizmetçisi miyim?”
  • Can: “Bütün gün ben de çalıştım. Bir de senin söylenmeni mi dinleyeceğim?”
  • Elif: “Hep aynısın zaten!”

İkinci versiyon:

  • Elif: “Bu akşam çok yorgunum ve lavaboyu dolu görünce bir anda gerildim. Bulaşıkları bu akşam sen yıkayabilir misin?”
  • Can: “Ben de yorgunum ama haklısın, epey birikmiş. Sen yemeği yaptın, bulaşığı ben hallederim. Bu hafta iş bölümünü de bir konuşalım mı?”

İkinci versiyonda Elif karakteri değil durumu anlatıyor, duygusunu ve isteğini açıkça söylüyor. Can ise savunmaya geçmek yerine önce kabul ediyor, ardından kalıcı bir çözüm öneriyor. Konu aynı, ama akşamın nasıl geçeceği tamamen farklı.

Günlük Hayatta Uygulayabileceğiniz 5 Kısa Egzersiz

İletişim becerileri tıpkı kaslar gibi düzenli çalıştıkça güçlenir. Aşağıdaki egzersizlerin hiçbiri yarım saatten uzun sürmez ve hepsine bu hafta başlayabilirsiniz.

1. Günlük 15 dakikalık “Günün nasıldı?” sohbeti

Her akşam ekranlardan uzak 15 dakika ayırın ve sırayla günün en zorlayıcı anını anlatın. Dinleyen kişinin görevi çözüm üretmek değil, merak etmek ve yanında olduğunu göstermektir. Gottman’ın “stres azaltan sohbet” olarak tanımladığı bu alışkanlık, dış dünyadaki stresin ilişkiye taşmasını önlemeye yardımcı olur. Tek kural şu: Bu sürede ilişkiyle ilgili şikayetler konuşulmaz.

2. Konuşmacı ve dinleyici egzersizi (10 dakika)

Bir nesne seçin; bir kalem ya da bir anahtarlık olabilir. Nesne kimdeyse o konuşur, diğeri yalnızca dinler. Konuşan kişi kısa bölümler halinde anlatır, dinleyen her bölümün ardından duyduğunu kendi cümleleriyle özetler ve “Doğru anladım mı?” diye sorar. Konuşan “Evet” demeden nesne el değiştirmez. Başta yapay gelebilir, ama bu yavaşlık tartışmalarda kaybolan “duyulma” hissini geri getirir. Başlangıçta hassas olmayan konular seçmek işinizi kolaylaştırır.

3. Haftalık ilişki buluşması (30 dakika)

Haftada bir gün, sabit bir saatte oturup üç soruyu konuşun: Bu hafta ilişkimizde neler iyi gitti? Nerede zorlandık? Önümüzdeki hafta için birbirimizden küçük bir ricamız var mı? Güzel olanlarla başlamak konuşmanın tonunu belirler. Konuları bu buluşmada ele almak, gün içindeki küçük kırgınlıkların anlık kavgalara dönüşmesini de azaltır.

4. Günde bir somut takdir

Gottman’ın gözlemlerine göre sağlıklı ilişkilerde tartışma sırasında bile her olumsuz etkileşime karşılık yaklaşık beş olumlu etkileşim bulunur. Bu dengeyi kurmanın en kolay yolu, her gün partnerinize somut bir teşekkür etmektir. Kısa bir “Sağ ol” yerine “Sabah kahvemi hazırladığın için teşekkür ederim, güne çok güzel başladım” demek, fark edildiğini hissettirir.

5. Duygu sözlüğünüzü genişletin

“İyiyim”, “kötüyüm” ya da “sinirliyim” çoğu zaman gerçekte hissettiğinizi anlatmaya yetmez. Sinirin altında sıklıkla kırgınlık, değersiz hissetme, kaygı ya da yalnızlık vardır. Bir hafta boyunca her akşam yaşadığınız bir duyguyu daha ince bir kelimeyle not edin: hayal kırıklığı, mahcubiyet, görülmemiş hissetme ya da bunalmışlık gibi. Duygularınızı ne kadar net adlandırırsanız partnerinizin sizi anlaması o kadar kolaylaşır.

Küçük bir not: Bu egzersizlere partneriniz hemen katılmasa bile tek başınıza başlayabilirsiniz. İletişim karşılıklı bir sistemdir ve bir tarafın tutumu değiştiğinde diğer tarafın tepkileri de çoğu zaman değişmeye başlar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Almak Gerekir?

Kendi çabanızla pek çok şeyi değiştirebilirsiniz, ancak bazı durumlarda bir uzmanın rehberliği süreci ciddi biçimde kolaylaştırır. Şu işaretleri fark ediyorsanız destek almayı düşünmenin zamanı gelmiş olabilir:

  • Aynı tartışmayı haftalardır, hatta aylardır çözümsüz biçimde tekrarlıyorsanız.
  • Konuşmalarınız sık sık aşağılama, alay ya da günlerce süren sessizlikle bitiyorsa.
  • Aldatma, yalan ya da büyük bir kayıp sonrasında aranızdaki güven sarsılmışsa.
  • Taraflardan biri ilişkinin geleceği konusunda ciddi bir kararsızlık yaşıyorsa.
  • Birbirinizden duygusal olarak uzaklaştığınızı ve ev arkadaşı gibi yaşadığınızı hissediyorsanız.

Çift terapisi yalnızca son çare değildir. Gottman’a göre çiftler sorunlar başladıktan sonra yardım almak için ortalama altı yıl kadar bekliyor ve bu süre içinde olumsuz kalıplar iyice yerleşiyor. Sorunlar kronikleşmeden destek almak süreci hem kısaltır hem kolaylaştırır. Online çift terapisi, iki partnerin seansa farklı yerlerden bile katılabilmesini sağladığı için bu adımı atmayı çok daha kolay hale getirir.

Partneriniz terapiye katılmaya henüz hazır değilse bu, sizin de beklemeniz gerektiği anlamına gelmez. İlişki konularına odaklanan bireysel terapi sürecinde kendi tetikleyicilerinizi, bağlanma biçiminizi ve tartışmalarda sizi zorlayan kalıpları tanıyabilirsiniz. Bu farkındalık, ilişkinin dinamiğini tek taraftan bile değiştirmeye yeter.

Önemli bir hatırlatma: İlişkinizde fiziksel şiddet, tehdit ya da sürekli bir korku ve kontrol hali varsa öncelik iletişim becerileri değil, güvenliğinizdir. Bu gibi durumlarda ortak çift seansları uygun olmayabilir. Bireysel destek almak ve gerektiğinde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ya da ALO 183 Sosyal Destek Hattı’na başvurmak ilk adım olmalıdır.

HiDoctor ile Online Çift Terapisi ve Uzman Desteği

Doğru terapisti bulmak, terapinin kendisi kadar önemlidir. HiDoctor’da danışmanlar diploma ve sertifika kontrolü, kapsamlı bir mülakat ve danışman heyeti onayından geçerek platforma katılıyor. Böylece sertifikalı ve alanında deneyimli psikologlarla güvenli ve gizli bir ortamda çalışabiliyorsunuz. Görüşmelerin sesli ya da görüntülü yapılabilmesi, farklı şehirlerde yaşayan, vardiyalı çalışan ya da çocuk bakımı nedeniyle evden çıkmakta zorlanan çiftler için büyük kolaylık sağlıyor.

Hangi uzmanın size uygun olduğundan emin değilseniz, sekiz soruluk kısa bir testle ihtiyacınıza en uygun psikologla eşleşebilirsiniz. Ortalama bir iki dakika süren bu değerlendirme, yanıtlarınıza göre size en çok fayda sağlayabilecek psikologları sıralıyor. Ardından uzmanların profillerini, çalışma alanlarını ve danışan yorumlarını inceleyerek kararınızı kendiniz verebiliyorsunuz.

Terapiye başlamadan önce kendinizi biraz daha tanımak isterseniz, bağlanma ve ilişkiler gibi konuları kapsayan kısa psikolojik testler de yol gösterici olabilir. Bu testler tanı koymaz, ancak ilişkinizde hangi noktalarda zorlandığınıza dair farkındalık kazandırır ve psikoloğunuzla ilk görüşmeye daha hazırlıklı gitmenizi sağlar.

Sık Sorulan Sorular

İlişkide iletişim nasıl düzeltilir?

Önce suçlayıcı “sen” dilini bırakıp ben diliyle konuşmaya, ardından etkin dinleme ve duygu doğrulama becerilerini günlük hayata taşımaya odaklanın. Günlük kısa sohbetler ve haftalık ilişki buluşmaları gibi düzenli alışkanlıklar, tek seferlik büyük konuşmalardan çok daha kalıcı sonuç verir.

Partnerim konuşmak istemiyorsa ne yapmalıyım?

Konuşmaktan kaçınmak çoğu zaman ilgisizlikten değil, çatışmanın bunaltıcı gelmesinden kaynaklanır. Konuşma zamanını birlikte belirlemek, konuyu yumuşak bir girişle açmak ve mola ihtiyacına saygı göstermek baskıyı azaltır. Tıkanıklık sürüyorsa bireysel destek alarak kendi adımlarınızı planlayabilirsiniz.

Çift terapisine tek başıma gidebilir miyim?

Çift terapisi iki partnerin katılımıyla yürütülür. Ancak partneriniz hazır değilse ilişki konularına odaklanan bireysel terapiyle başlayabilirsiniz. Birçok kişi, partnerindeki olumlu değişimi gördükten sonra sürece katılmaya daha istekli hale gelir.

Online çift terapisi etkili mi?

Araştırmalar online terapinin kaygı, depresyon ve stres gibi pek çok alanda yüz yüze terapiye yakın sonuçlar verdiğini gösteriyor ve çift terapisi alanında da benzer bulgular giderek artıyor. Asıl belirleyici olan platform değil, terapistle kurulan güven ilişkisi ve çiftin sürece katılımıdır.

Tartışmada susmak mı daha iyi, konuşmak mı?

İkisi de duruma bağlıdır. Öfke yükseldiğinde kısa ve haber verilerek alınan bir mola sağlıklıdır. Ancak konuyu hiç açmamak ya da günlerce süren sessizlik, sorunu çözmek yerine biriktirir. Önemli olan molanın ardından konuya geri dönmektir.

Son Söz

İlişkide iletişim, kusursuz cümleler kurmakla değil, zor anlarda bile birbirine dönmeyi seçmekle ilgilidir. Bu hafta tek bir değişiklikle başlayın: Belki bir sonraki tartışmada “Doğru anladım mı?” diye sormak, belki her akşam on beş dakikalık bir sohbet. Küçük adımlar birikir ve zamanla ilişkinin tüm iklimini değiştirir. Yolun bir yerinde desteğe ihtiyaç duyarsanız, birkaç soruyu yanıtlayarak size uygun psikoloğu bulabilir ve bu yolculuğa yalnız başlamak zorunda kalmazsınız.

Yorum Gönder
İlgili İçerikler
Daha İyi Bir Sen için E-Bültenimize Abone Ol!