Kısa cevap: bipolar bozukluk, grip gibi geçip biten bir hastalık değil. Ama belirtilerin tamamen kaybolduğu, kişinin işine, ilişkilerine ve hayatına eksiksiz döndüğü uzun dönemler tıbben mümkün ve bu dönemler tedaviyle yıllarca sürebiliyor. Bu iki cümle birbiriyle çelişmiyor; sadece “iyileşme” kelimesinin iki farklı anlamına işaret ediyorlar.
Bu ayrımı netleştirmeden verilen her cevap ya gereksiz umutsuzluk ya da gerçekçi olmayan bir beklenti yaratıyor. Aşağıda seyrin gerçekte nasıl işlediğini, tedavinin neyi değiştirdiğini ve tedavi edilmediğinde ne olduğunu ayrı ayrı ele alıyoruz.
Hastalığın tanımı için bipolar bozukluk rehberimize, dönemlerin nasıl ayırt edildiği için bipolar bozukluk belirtileri yazımıza bakabilirsiniz.
Klinik pratikte üç ayrı kavram var ve üçü de halk dilinde “iyileşme” diye anılıyor:
Buna karşılık, hastalığın altındaki yatkınlığın tamamen ortadan kalktığı anlamında bir “tam kür” bipolar bozukluk için tanımlanmış değil. Yatkınlık kalır; ama yatkınlık hastalık demek değildir. Tedavi edilen ve takibi sürdürülen bir kişi, yıllarca hiçbir belirti göstermeden yaşayabilir.
En doğru çerçeve şu: bipolar bozukluk, tip 2 diyabet ya da hipertansiyon gibi, yönetilebilir ve seyri belirgin biçimde değiştirilebilir kronik bir tablodur.
Bipolar bozukluk genellikle uzun dönemli ve dönemsel seyreden bir ruhsal bozukluktur. Ancak bu, kişinin sürekli hasta veya sürekli belirtili olacağı anlamına gelmez. Duygudurum dönemleri arasında belirtilerin tamamen ya da büyük ölçüde ortadan kalktığı uzun iyilik dönemleri görülebilir.Tedavinin amacı yalnızca mevcut belirtileri azaltmak değildir; yeni dönemlerin ortaya çıkma riskini azaltmak, erken uyarı işaretlerini tanımak ve kişinin yaşamındaki işlevselliğini korumak da tedavinin önemli parçalarıdır.
Evet. Bipolar bozukluğu olan kişiler uzun süre belirgin bir duygudurum dönemi yaşamadan ve iyi bir işlevsellik düzeyinde hayatlarını sürdürebilirler. Bununla birlikte hastalığın seyri kişiden kişiye değişir; bu nedenle bir kişinin deneyimini başka bir kişinin geleceğine ilişkin ölçüt olarak kullanmak doğru değildir.Özellikle internette karşılaşılan kişisel deneyimler bu konuda yanıltıcı olabilir. İnternette okunan bir iyileşme ya da kötüleşme hikâyesi, bipolar bozukluğun herkeste aynı şekilde seyredeceğini göstermez.
Tedavinin bipolar bozuklukta değiştirdiği dört şey var:
Tedavinin omurgasını hekimin düzenlediği ilaç tedavisi oluşturur; duygudurum düzenleyiciler bu işin merkezindedir ve psikiyatri hekiminin alanına girer. Psikoterapi bunun alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kılavuzlarda ilaç tedavisine eşlik etmesi önerilen yaklaşımlar arasında psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapi, sosyal ritim terapisi ve aile odaklı terapi yer alır. Bu çalışmaların nüks oranlarını düşürdüğü gösterilmiş durumda ve tamamı online psikolog seanslarıyla düzenli biçimde yürütülebilir.
“Bipolar ilerlerse ne olur” sorusu çok aranıyor ve cevabı dürüstçe verilmeli, çünkü tedaviye devam etme kararının arkasındaki asıl gerekçe burada.
Tedavi edilmeyen bipolar bozuklukta zamanla şunlar görülebiliyor:
Bu tablo kaçınılmaz değil. Anlatılan şey bir kader değil, müdahale edilmediğinde işleyen bir eğilim. Erken tanı ve düzenli takip bu eğilimin yönünü değiştirir.
Araştırmalar, bipolar bozukluğu olan kişilerde erken ölüm riskinin genel nüfusa kıyasla daha yüksek olduğunu göstermektedir.Ancak bu bulgular bir kişinin kaç yıl yaşayacağını göstermez; geniş gruplardan elde edilen istatistiksel ortalamalardır. Bu fark yalnızca bipolar bozukluğun duygudurum belirtileriyle açıklanmaz. Kalp-damar ve metabolik hastalıklar, sigara ve madde kullanımı,yaşam tarzı etkenleri, bazı ilaçların metabolik yan etkileri, intihar riski ve fiziksel sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunlar gibi birçok etken birlikte rol oynayabilir.
Özellikle kalp-damar sağlığının düzenli izlenmesi önemlidir.Bu nedenle bipolar bozuklukta uzun dönemli takip yalnızca duygudurum belirtilerine odaklanmamalıdır. Psikiyatrik tedavinin yanı sıra kilo, kan basıncı, kan şekeri ve kan yağları gibi fiziksel sağlık göstergelerinin izlenmesi; sigaranın bırakılması, düzenli hareket, uyku düzeni ve gerektiğinde diğer tıbbi risklerin tedavi edilmesi bütüncül bakımın parçalarıdır.
İyi giden bir dönemin bozulmasında en sık karşımıza çıkan başlıklar şunlar:
Bu başlıkların ayrıntılı arka planı için bipolar bozukluk nedenleri yazımıza bakabilirsiniz.
Aşağıdakiler hastalığın seyrini gerçekten etkileyen, ölçülebilir uygulamalar:
Bu üç soru da sık geliyor ve üçünün de cevabı “evet, koşullarıyla birlikte”.
Belirtileriniz sürüyorsa ilk adım psikiyatri hekimi değerlendirmesidir; tanı ve ilaç düzenlemesi yalnızca hekimin alanındadır. Psikolojik destek bu sürecin yanında ilerler.
Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz, HiDoctor’un ücretsiz psikolojik testlerini doldurup çıkan sonucu ilk görüşmenize götürebilirsiniz; anlatmakta zorlandığınız şeyleri somutlaştırır. Hangi uzmanla çalışacağınıza karar veremiyorsanız sekiz soruluk uzman eşleştirme testiyle ihtiyacınıza uygun psikologların listesine iki dakikada ulaşabilir, görüntülü, sesli ya da yazılı seans seçenekleri arasından size uyanı seçebilirsiniz. Seanslar sertifikalı uzmanlarca, T.C. Sağlık Bakanlığı Uzaktan Sağlık Bilgi Sistemi kaydı bulunan bir yapı üzerinden yürütülür.
Yurt dışında yaşıyor ve Türkçe destek arıyorsanız, saat farkına uygun randevu seçebilmek süreklilik açısından belirleyici oluyor; bipolar bozuklukta tedavinin en çok aksadığı nokta zaten süreklilik.
Acil risk söz konusuysa 112 aranmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Bu tablolarda online destek doğru basamak değildir.
Belirtilerin tümüyle kaybolduğu uzun dönemler mümkündür. Ancak altta yatan yatkınlığın ortadan kalktığı anlamında bir tam kür tanımlanmış değildir; bu yüzden takip sürdürülür.
Bipolar bozuklukta ilaç tedavisi tedavinin omurgasıdır. Psikoterapi tek başına bu rolü üstlenmez; ilaç tedavisinin etkisini artırır.
Bu kararı yalnızca hekiminiz verebilir. Kendi kararıyla bırakma, nüksün en sık nedenidir.
Uzun yıllar ataksız kalan çok sayıda kişi var. Bu genellikle tedaviyi bırakarak değil, sürdürerek elde ediliyor.
Kişiden kişiye büyük fark gösterir. Düzenli tedavi ve takip bu aralıkların uzamasını sağlar.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı, teşhis ve tedavi yerine geçmez. Belirtileriniz günlük hayatınızı etkiliyorsa bir psikiyatri hekimine başvurun. Acil risk durumunda 112’yi arayın.