Bu konuda iki ayrı soru soruluyor ve ikisi de aynı yere çıkıyor.
Birincisi “bipolar biri nasıl davranır?” Genellikle merakla ya da bir davranışı anlamlandırma ihtiyacıyla sorulur. İkincisi “bipolar bozukluğu olan birine nasıl davranılmalı?” Bu soruyu soran kişi çoğunlukla zaten yorulmuş bir partner, kardeş, anne ya da yakın arkadaştır.
Aşağıda ikisini de sırayla ele alıyoruz: önce tablonun gerçekte nasıl göründüğünü, sonra günlük hayatta ne işe yaradığını.
Hastalığın genel çerçevesi için bipolar bozukluk rehberimize, dönemlerin ayırt edilmesi için bipolar bozukluk belirtileri yazımıza bakabilirsiniz.
En yaygın yanlış inanç şu: bipolar bozukluğu olan kişinin ruh hâlinin sürekli, gün içinde, ani biçimde değiştiği. Bu doğru değil.
Bipolar bozuklukta davranış dönemlere göre değişir ve bu dönemler günlerce ya da haftalarca sürer. Üstelik ataklar arasında kişi tamamen normal işlev görür; işine gider, ilişkilerini sürdürür, çevresi hiçbir şey fark etmez. Bir yılın büyük bölümü genellikle bu ara dönemlerde geçer.
Taşkın (manik ya da hipomanik) dönemde kişi olağan hâlinden belirgin biçimde farklıdır: az uyur ama yorulmaz, hızlı konuşur, aşırı özgüvenli olur, riskli kararlar alır, çok harcar, tahammülsüzleşir. Önemli bir nokta: bu dönem her zaman neşeli geçmez, ciddi bir bölümü öfkeli ve gergin seyreder. Bu dönemin ayrıntıları için manik atak ve hipomani yazımıza bakabilirsiniz.
Çökkün dönemde tablo neredeyse tersine döner: enerji düşer, ilgi kaybolur, uyku ve iştah bozulur, kişi içine kapanır, kendini değersiz hisseder.
Karma dönemde ikisi bir aradadır: kişi hem umutsuzdur hem duramaz. Yakınlar için en zor okunan tablo budur.
Düzeltilmesi gereken üç yanlış inanç daha:
Hangi dönemde olursanız olun, işe yarayan birkaç ilke var.
Davranışı değil, gözlemi konuşun. “Sen hastasın” ya da “yine başladın” cümleleri savunmaya iter. Bunun yerine somut olanı söyleyin: “üç gecedir iki saat uyuyorsun”, “bu hafta üçüncü kez işten ayrılmaktan söz ettin”.
Tartışmayı kazanmaya çalışmayın. Özellikle taşkın dönemde ikna girişimi neredeyse her zaman gerilimi artırır. Amacınız haklı çıkmak değil, güvenliği korumak.
Denetleyici değil, destekleyici olun. İlaç konusunda “içtin mi?” sorgusu ilişkiyi yıpratır. Bunun yerine hatırlatma sistemini birlikte kurmak, randevuya birlikte gitmek daha işe yarar.
Sakin dönemde konuşun. En önemli konuşmalar atak sırasında değil, kişi iyi hissederken yapılır. Kriz planı, sınırlar ve mali önlemler o dönemde karara bağlanır.
Hastalığı bahane olarak da, açıklama olarak da tek başına kullanmayın. Her davranış belirti değildir; her belirti de mazeret değildir. Bu ayrımı yapmak bir dengeyi gerektirir ve genellikle tek başına kurulamaz.
| Bunun yerine | Bunu deneyin |
| “Yine mi bipolar nöbetin?” | “Son günlerde kendini nasıl hissediyorsun?” |
| “Abartıyorsun.” | “Bunu senin için zor yapan ne?” |
| “Sakin ol.” | “Biraz oturup su içelim mi?” |
| “İlacını içmedin galiba.” | “Hekiminle görüşme zamanın geldi mi?” |
| “Bana bunu nasıl yaparsın?” | “Bu beni gerçekten zorladı, uygun bir zamanda konuşalım.” |
| “Herkes bazen böyle olur.” | “Sana ne iyi gelir, ne yapmamı istersin?” |
Bipolar bozukluğun ilişki üzerindeki etkisi çoğu zaman en çok konuşulması gereken ama en az konuşulan konu.
Yoğun bağlanma ve hızlı ilerleyen ilişkiler. Taşkın dönemlerde duygular abartılı biçimde şiddetlenebilir. İlişki çok hızlı derinleşebilir, karşı taraf idealize edilebilir, büyük vaatler verilebilir. Dönem geçtiğinde aynı yoğunluk kaybolur ve partner bunu kişisel bir reddediliş olarak okur. Bu tabloyu bilmek, ayrılıkla sonuçlanan pek çok yanlış anlamayı önlüyor.
Cinsellik. Manik dönemde cinsel istekte belirgin artış, çökkün dönemde ise belirgin azalma görülebilir. Bu dalgalanma ilişkide sık çatışma kaynağı olur ve genellikle yanlış yorumlanır: partner artışı “ilgi”, azalmayı “soğuma” sanır. İkisi de dönemin bir parçasıdır.
Aldatma meselesi. Bu konuda net olmak gerekiyor, çünkü iki yönlü bir yanlışa çok müsait. Manik dönemde dürtü kontrolünün zayıflaması ve cinsel isteğin artması, kişinin olağan koşullarda yapmayacağı davranışlara yol açabilir. Bu, davranışı açıklar. Ancak açıklamak, partnerin yaşadığı kırılmayı ortadan kaldırmaz ve bipolar bozukluğu olan herkesin böyle davranacağı anlamına da gelmez. Sağlıklı bir yaklaşım her iki gerçeği aynı anda tutabilmeyi gerektirir: bu bir belirti olabilir ve yaşanan acı gerçektir.
Belirti mi, karakter mi? İlişkilerin en çok tıkandığı nokta burası. “Bu o değildi, hastalıktı” ile “bunu yapan yine de oydu” arasında sıkışan bir tartışma kendi başına çözülmez, çünkü ikisi de kısmen doğrudur. Çıkış yolu tarafların birbirini ikna etmesi değil, ortak bir çerçeve kurulmasıdır: hangi davranışın hangi dönemde ortaya çıktığı, neyin önlenebilir olduğu, neyin telafi edileceği.
Bu tür bir çerçeve kurmak aile ve çift terapisinin tam olarak yaptığı iş. Araştırmalar, yüksek gerilimli ve eleştirel bir ev ortamının nüks oranlarını artırdığını, destekleyici bir ortamınsa azalttığını gösteriyor. Yani iletişim çalışması yalnızca ilişki için değil, hastalığın seyri için de doğrudan fark yaratıyor. İki tarafın ayrıca bireysel destek alması da süreci taşıyan kişinin tükenmesini önlüyor.
Çocuklar evdeki değişimi mutlaka fark eder. Açıklanmadığında boşluğu kendileri doldurur ve genellikle suçu kendilerinde bulurlar.
Birkaç ilke:
Bu bölüm çoğu rehberde en sona konur ve atlanır. Oysa süreci taşıyan kişinin tükenmesi, tedavinin aksamasının en sık nedenlerinden biri.
Uyarı işaretleri: sürekli tetikte olma hâli, kendi uykunuzun bozulması, sosyal hayatın tamamen daralması, öfke ve suçluluk arasında gidip gelme, “ben olmazsam olmaz” düşüncesi.
İşe yarayanlar:
Sorumluluğu bölün. Tek kişi taşıyamaz. Aile içinde görev dağılımı yapın, sırayla gidin.
Sınır koymak reddetmek değildir. “Bu konuda sana yardım edemem” demek, ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez.
Kendi takibinizi kurun. Yakınların ciddi bölümü kendi uyku ve kaygı sorunlarını yıllarca görmezden geliyor. Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz ücretsiz psikolojik testlerle kendi durumunuzu değerlendirebilir, hangi uzmanla çalışacağınıza karar veremiyorsanız sekiz soruluk uzman eşleştirme testiyle size uygun psikologların listesine iki dakikada ulaşabilirsiniz. Seanslar sertifikalı uzmanlarca, T.C. Sağlık Bakanlığı Uzaktan Sağlık Bilgi Sistemi kaydı bulunan bir yapı üzerinden yürütülür.
Bilgi edinin. Psikoeğitim yalnızca hastaya değil, aileye de uygulanır ve nüks oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir.
Atak sırasında sağlıklı karar verilemez. Bu yüzden plan iyi dönemde, birlikte ve yazılı olarak hazırlanır. İçinde şunlar olmalı:
Bu planın birlikte hazırlanmış olması, atak anında verilen kararların “üstüne karar verildi” hissi yaratmasını da önler.
Bu durumlarda 112 aranmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Online destek bu tablolarda doğru basamak değildir.
Bipolar biri sürekli ruh hâli değiştirir mi? Hayır. Değişim dönemseldir ve dönemler günlerce sürer. Ataklar arasında kişi normal işlev görür.
Bipolar bozukluğu olan biriyle ilişki yürür mü? Yürür. Belirleyici olan tanının varlığı değil; tedaviye devam edilmesi, iletişimin kurulabilmesi ve taşkın dönemlerde yaşanan kırılmaların ele alınabilmesi.
Bipolar bozukluğu olan herkes aldatır mı? Hayır. Manik dönemde dürtü kontrolü zayıflayabilir, ancak bu genel bir kural değildir ve davranışın sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Sevgilim atak sonrası uzaklaştı, beni sevmiyor mu? Taşkın dönemdeki yoğunluğun azalması çoğu zaman duyguların bittiği anlamına gelmez. Bu dönem farkını birlikte konuşmak, yanlış anlamayı önler.
Yakınım tedaviyi reddediyor, ne yapabilirim? Zorlamak yerine somut gözlemleri paylaşın, hekimine bilgi verin ve kendi desteğinizi almaktan vazgeçmeyin. Acil risk varsa 112’yi arayın.
Ben de destek almalı mıyım? Evet. Hasta yakınlarında tükenmişlik sık görülür ve süreci en çok aksatan etkenlerden biridir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı, teşhis ve tedavi yerine geçmez. Acil risk durumunda 112’yi arayın.