GÜNÜN EN POPÜLER BLOG YAZILARI:

Tam Mevsiminde Beslenin: Kışın Tüketilmesi Gereken Besinler

Kisin -Tuketilmesi-Gereken-Besinler

Tam Mevsiminde Beslenin: Kışın Tüketilmesi Gereken Besinler

Kış ayları, vücut dengesinin değiştiği ve vücudun yeni mevsime adapte olmaya çalıştığı bir geçiş sürecidir. Son yıllarda mevsimlerin yapısal ve küresel ısınmaya bağlı olarak sürekli ve ani değişiklikler göstermesi, bu dönemde bağışıklığımızı daha güçlü tutmamız gerektiği anlamına geliyor.

Uzun bir süredir alıştığımız kış ve yaz ürünleri ayrımının neredeyse ortadan kalkmaya başladığı bu dönemde, mevsimine göre beslenme kavramına daha fazla dikkat etmeliyiz. Bunu yapmamız hem mevsiminde olmayan hormonlu ve zararlı ürünleri tüketmekten kaçınmak hem de vücudumuzun mevsimsel gıda ihtiyaçlarını en iyi şekilde bize sunan doğayla uyumlu bir hayat yaşayarak sağlıklı kalması için önemlidir.

Mevsim Değişikliğinin Vücudumuza Etkileri Nelerdir?

Mevsim değişikliği, bedenimizin soğuk ve sıcak dengesi başta olmak üzere farklı koşullara uyumlanmasını gerektirir. Bu süreçte hem vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besin kaynakları hem de bağışıklığımız farklı bir boyut kazanır.

Örneğin; kış aylarının vazgeçilmez meyvelerinden olan nar bu dönemde artan antioksidan ihtiyacımızı karşılarken; portakal ve mandalina gibi kış meyveleri de aynı dönemde bağışıklığımız için elzem olan C vitamini ihtiyacımıza yanıt verir. Ayrıca her mevsimin çeşitli fizyolojik etkilerinin yanı sıra psikolojik tesirleri de mevcuttur. Tüm bunlar aldığımız besinlerle doğrudan bağlantılıdır ve bu nedenle mevsiminde beslenmenin önemi çok büyüktür.

Mevsimlere Göre Beslenme Çeşitleri Nelerdir?

“Mevsimlere göre beslenme mi olur?” demeyin. Nasıl ki, her insanın kendine özgü bir beslenme ihtiyacı varsa; vücudumuzun da belirli mevsim değişimlerine ayak uydurabilmek için bazı özel besinlere ihtiyacı var.

hidoctor-online-diyetisyen-randevu-al-min

Doğa, tüm ürünleri bize mevsiminde sunarak bu ihtiyaca zaten hitap ediyor. Dolayısıyla mevsimlere göre beslenmenin ilk koşulu şüphesiz ki, zamanında doğal olarak yetişen ürünlere yönelmektir. Üstelik bu ayrımı yaptıktan sonra mevsimindeki yiyeceklerin yalnızca sağlık açısından değil; bu yiyeceklerin muhteşem lezzetini almak için de ideal bir seçim olduğunu görebilirsiniz.

Yaz aylarında artan sıvı isteğini karşılayan şeftali, karpuz, kavun ve çilek gibi ferah meyveler en leziz halleriyle sofranızda olacaktır. Mevsim değiştiğinde bağışıklık sistemini destekleyici kış meyve ve sebzelerine yönelebilirsiniz. Bununla birlikte sonbahar ve ilkbahar geçişlerini de ayrıca değerlendirmek, bu mevsimlere uygun beslenmek önemlidir.

Mevsimsel beslenme deyince akla ilk olarak sebze ve meyveler gelir. Çünkü bakliyatlar, et çeşitleri (balık ve deniz ürünleri hariç) ve tahıllar; yani diğer besin kaynaklarımız genelde mevsimden daha bağımsız olarak tüketilen ürünlerdir.

Elbette dönemsel olarak vücudumuzun bu gıdalara yönelik ihtiyacı da değişiklik gösterir. Örnek olarak baharatlar, kuvvetli bağışıklık destekleyici yapısıyla kış aylarının gözdesi olurken; genellikle sıcak yaz mevsiminde daha az tüketilir. Elbette mevsimsel beslenme kıstaslarını belirlerken yaşadığınız coğrafya üzerinden değerlendirme yapmanız gerekir.

Kışın Neler Tüketmeliyiz?

Kış ayları, toplumda genel olarak soğuk ve karanlık ile özdeşleştirilse de bu güzel mevsimin muazzam potansiyelini görmezden gelmeyelim. Hem zihinsel olarak tazelenmek hem de daha kuvvetli bir bünye ile ilkbaharı selamlamak için kış ayları büyük bir öneme sahiptir.

Hepimiz büyük ölçüde yediğimiz besinlerin fizyolojik ve psikolojik sonuçlarını yaşıyoruz. Yani düşünce biçimimiz dahi tükettiğimiz besinlerle yakından alakalı. Bu nedenle cansızlık, yorgunluk ve bunalımlı ruh hali için kışı suçlamadan önce bu mevsimin gereklerine uygun beslenip beslenmediğimizi değerlendirmeliyiz.

Şimdi, kışın tüketilmesi gereken önemli besin kaynaklarını sıralayalım:

  •      Brokoli; içerdiği antioksidonlar ve c vitamini ile iltihap azaltıcı ve bağışıklık güçlendirici, yüksek lif içeriği ile de kan şekerini dengeliyici etkisi bulunmaktadır. Ayrıca içerdiği K vitamini ile kemik gelişimini de desteklemektedir.
  • Havuç; iyi bir potasyum, biotin ve B6 vitamini kaynağıdır. Aynı zamanda havuca turuncu rengini veren ve A vitaminin öncül maddesi olan beta karotenden de oldukça zengindir. Bu nedenle çok iyi bir antioksidan özelliğe sahiptir.
  • TurpYüksek lif oranı ile tok tutucu özelliğe sahip olan turp beslenmemizde yer vermemiz gereken önemli besinlerdendir. Özellikle siyah turpun bronşit ve öksürük gibi hastalıklarda etkili olduğu bilinmektedir. Alabaş olarak adlandırılan beyaz turp ise ağrı kesici etkisi olduğu ve özellikle sinir, stres, yorgunluk problemlerini kan basıncını düzenleyerek azaltmaktadır.Ayrıca içerdiği zengin folik asit miktarı ile hücrelerin DNA ve RNA onarımını sağlar; dolayısıyla da yaşlanma karşıtıdır.
  • Pazı; Ispanakgillerden olan pazı kalsiyum, magnezyum, demir, E, K ve C vitamini açısından oldukça iyi bir kaynaktır. Bağışıklığı güçlendirmede yardımcıdır. Diş ve kemik sağlığında, saç ve tırnakların canlılığında rol oynar. İçeriğindeki demir, kırmızı kan hücresi üretimini desteklediği için kansızlık yaşayan kişilerin pazı tüketmesi olumlu sonuçlar vermektedir.
  • Lahana; C vitamini içeriği birçok sebzeye göre kıyaslandığında çok yüksektir. Bu nedenle enfeksiyonlara karşı bağışıklığı korumada önemli bir etkisi vardır. İyi bir antioksidandır. B grubu vitaminlerinden de zengin olan lahana sinir sistemi için oldukça yararlı. Bulundurduğu lif ve bazı diüretik maddeler ile vücuttaki ödemin azalmasını sağlar. Su ile beraber sodyumu da vücuttan uzaklaştırdığından yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkilidir. Kalsiyum içeriği de diş ve kemik sağlığını desteklemektedir.
  • Ispanak; Yüksek miktarda B, C ve E vitaminleri, magnezyum, demir ve kalsiyum içerir yani besin değeri çok yüksek bir besindir. A vitamini içeriği ile göz sağlığını destekleyicidir. Lif içeriği ile bağırsak sağlığında olumlu etkiye sahiptir. İçerdiği beta karoten ve yüksek folik asit ile zihinsel sağlığı da destekleyicidir. Demir eksikliği nedeniyle oluşan anemi gibi sağlık sorunlarının tedavisinde yardımcıdır. İçerdiği E vitamini ise cilt, saç ve tırnakların canlılığında rol oynar.
  • Kereviz; Maydanozgiller familyasına ait olan kereviz, A, C, D, E, K, folat ve B grubu vitaminlerden ve potasyum, sodyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi minerallerden oldukça zengindir. Antioksidan ve antiinflamatuar özellikleriyle damarlar üzerinde koruyucu etkiye sahiptir. Bu nedenle kardiyovasküler sistem üzerinde de destekleyicidir. İçerdiği bileşenler kan damarlarını genişletici ve kan basıncını düşürücü etkiye sahip olduğu gibi kardiyovasküler sistemdeki iltihaplanma riskini düşürmektedir.
  • Yer elması; Demir, selenyum, kalsiyum, B, C vitaminleri ve beta karoten bulunduran yer alması içerdiği bol miktardaki inülin adı verilen diyet lifi ile bağırsak sağlığını önemli derecede destekler ve kolon kanseri Böbrek sağlığı açısından da önemli olan yer elması idrar söktürücü etkiye sahiptir. Güçlü bir antioksidan olan selenyum içeriği ile cilt sağlığını da desteklemektedir.
  • Pırasa; İçerdiği kalsiyum, fosfor, demir, potasyum, magnezyum, iyi bir diyet lifi, B6, A, C, K Vitamini ve iyi bir folat kaynağıdır. Antiseptik özelliği ile enfeksiyonlara karşı etkilidir. İyi bir C vitamini kaynağı olduğundan kolajen üretiminin kolaylaşmasını sağlayarak cilt ve bağ dokusuna esneklik ve güç kazandırıcı etkiye sahiptir.
  • Nar; İçeriğinde potasyum, kalsiyum ve demir minerallerinin yanı sıra A, C, E,K, B vitaminleri ve folik asit de bulunur. Yeşil çay ve yaban mersini gibi besinlerden bile daha fazla antioksidan içeriğe sahip olan nar, bunun yanında birçok polifenolik bileşik içerir. İltihap ve enfeksiyonlara karşı etkilidir. Özellikle sahip olduğu A, C ve E vitamini içeriği antiviral ve anti-kanserojen etki gösterir. Damarları koruyarak dolaşım sisteminin sağlığında olumlu etkilere sahiptir.
  • Muz; Yüksek miktarda içerdiği potasyum sıvı dengesinin düzenlenmesine yardım eden önemli bir elektrolittir. Potasyum, kasların kasılması ve sinir hücrelerinin yanıt vermesine yardımcı olur. Kalp atışlarını düzenler ve sodyumun kan basıncını dengeler. Bulundurduğu lektin sayesinde bağışıklık sistemini uyarır. Lektin bir antioksidan gibi vücuda zarar veren serbest radikallere karşı savaşır. Muz ayrıca sinirsel iletimi sağlayan nörotransmitterlerin üretimi, kırmızı kan hücrelerinin üretilmesi, makro besinlerin metabolize edilerek enerjiye dönüşmesi, immün sistemin işlevlerini yerine getirebilmesi için önemli role sahip olan B6 vitamininden de oldukça zengindir.
  • Portakal; İçeriğinde bulunan yüksek oranda C vitamini, potasyum ve sitrat ile portakalın; hücre hasarını engelleme, kansere neden olan serbest radikaller ile savaşma, bağışıklık sistemini destekleme mikroorganizmalara karşı koruma gibi yararları bulunuyor.Portakal C vitaminin yanı sıra A vitamini, folik asit ve diyet lifi kaynağıdır.
  • Elma; A, C, K, B6 ve E vitaminleri ve potasyum, fosforkalsiyum, çinko, demir gibi mineraller içermektedir. Ayrıca içerdiği polifenoller sayesinde antioksidan özelliklere sahiptir. Çözünen ve çözünmeyen lif bakımından zengin olduğundan tok tutucu, bağırsakları çalıştırıcı, bağırsak sağlığını destekleyici ve kabızlığı önleyici etkiye sahiptir. Bağırsak sağlığını koruması bağışıklık sistemini de desteklemektedir.
  • Kivi; Antioksidan çok zengin olan kivi, C vitamini, diyet lifi, E vitamini, A vitamini, K vitamini, potasyum, omega-3 yağ asidi ve folat açısından zengindir. Antioksidan ve C vitamini içeriği, vücut direncini ve enfeksiyonlara karşı üretilen beyaz kan hücrelerinin oluşumunu artırır. Yine beyaz kan hücrelerinin fonksiyonlarını artırarak kişiyi serbest radikallere karşı korur. Hızlı iyileşmeye yardımcı olur. Akne ile mücadelede anti-inflamatuar özelliğini gösterir. Cildi yağdan arındırırken cilde taze bir görünüm verir.
  • Ayva; serbest radikallerden hücreleri koruyan, metabolik stresi ve iltihabı azaltıcı etki oluşturabilecek zengin bir antioksidan kaynağıdır. Quercetin ve kaempferol gibi flavonoller de dahil olmak üzere ayvalardaki bazı antioksidanların iltihabı azalttığını ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıklara karşı koruma sağladığı öne sürülmektedir

Sonuç

Özetle, her mevsimin doğal olarak bizlere sunduğu belirli besin kaynakları mevcuttur. Her biri içinde bulunulan koşullarda vücut fonksiyonlarına fayda sağlar ve böylece genel sağlığa katkı sunar. Kış ayları, C vitamini ve bağışıklığı destekleyici antioksidan içerikli gıdalara ihtiyacın arttığı bir dönemdir. Bu aylarda doğal olarak bulunan besin kaynakları yani mevsimindeki ürünler, mevcut ihtiyaçları karşılama konusunda oldukça önemlidir.

Ek olarak kış aylarında hissettiğiniz halsizlik ve yorgunluk gibi temel şikayetlerinizde yol gösterici olması için profesyonel bir uzman desteği alabilirsiniz. HiDoctor’ın alanında etkin şekilde hizmet veren online diyetisyenleri ile ihtiyaç duyduğunuz sağlıklı beslenme modelini kolaylıkla oluşturabilir ve sürdürebilirsiniz.

 



Bu içerik,Diyetisyen Damla Su Baş tarafından hazırlanmıştır.



Etiketler:
5 1 Oy
Bu Yazıyı Puanla!
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm Yorumları görüntüle